ANS
 
 






Haftanın en iyisi: Patlak Sokaklar: Gerzomat

16 MART FİLMLERİ - PATLAK SOKAKLAR: GERZOMAT

Cem Yılmaz’ın Hollywood ile kafa bulan mizah anlayışının devamında fazlaca parodi filmi görmemiz sevindirici. “Patlak Sokaklar: Gerzomat” da Batesmotelpro adlı internette doğan bir ekibin ilk sinema temsilini hakkıyla yerine getirirken, bize ters, aykırı, absürt, garip, uçarı, özgün ve dinamik bir mizah anlayışını Türkiye’ye armağan ediyor. Cem Yılmaz için Mel Brooks benzetmesi yaparsak onun ardından üreyen ZAZ ekibinin de Batesmotelpro’nun kaynağı olduğu söylenebilir. “Patlak Sokaklar: Gerzomat”, alaycı tavrıyla Amerikan popüler kültüründen bizim arabesk ve maço kültürümüze uzanan bir çerçeveyi postmodern bir omurgaya yerleştirmeyi iyi becerirken, sadece ‘kaçırılan Türkçe dublaj’ meseleli zeki altyapısıyla dahi izlenmeyi hak ediyor. Yetkinliği, evrenselliği ve üç boyutluluğu ile 2000’lerin en iyi yerli komedi filmlerinin arasında üst sıralara yerleşmesi bir tarafa, aynı zamanda Türk sinemasının ‘Çıplak Silah’a kültürel cevabı olarak da iz bırakacak bir eser bu. 'Patlak Sokaklar' markası sinema ekranında da kısa sürede fenomene dönüşürse şaşırmayalım.

 

Eski Sadri Alışık filmleri ile Gani Müjde’nin kaleminden çıkan “Arabesk” (1989) ve “Kahpe Bizans”ın (2000) geleneklerini saymazsak, Türkiye’de güncel ‘parodi’ kültürünün Cem Yılmaz’ın koyduğu ‘Hollywood’ hedefinden beslendiği açık. Bunun ışığında kaliteli komedi denemelerinin artması şaşırtıcı değil. “Patlak Sokaklar: Gerzomat” (2012) da belli ki BKM Mutfak’ın ardından Batesmotelpro adlı bir başka ‘ekip’in daha sinemaya girişini müjdeliyor. Ancak elbette değerlendirmemizi bu ikisinin arasındaki farkları unutmadan sürdürmeliyiz.

 

Türkiye’nin ZAZ ekibi diyebiliriz

İlk ayrışma, bunlardan birincisinin ‘tiyatro’dan, ikincisinin ‘internet’ kanalıyla sinemaya sızmasıyla yaşanıyor. İkincisi ise elbette BKM Mutfak ekibinin ‘Monty Python’ın skeç ve serbestlik odaklı absürt mizah anlayışına daha yakın dururken, Batesmotelpro’nun ZAZ ekibinin komedi inanışlarını yerine getirmek için çaba sarfetmesiyle ortaya çıkıyor. Bu doğrultuda da 80’lerin Amerikan popüler kültürünü çerçevesine alıp onu bizim arabesk ve maço kültürümüzle bitiştiren bir ‘postmodern’ evrene açıldığı şüphesiz. En azından ‘Patlak Sokaklar’ ürünü için bu durum geçerli.

 

Tansu Tunçel, Ömür Cedimağar ve Volkan Öğe’nin güç verdiği Batesmotelpro, ‘Bana Kitap Al’ ve ‘Sütü Seven Kamyoncu’ adlı interaktif serilerle doğmuş bir ekip. Bunun için olumlu şeyler söylemek mümkün. Zira internetteki videolara baktığımızda bir ‘kalitesizlik’ görmek zorunda kalmıyoruz. “Patlak Sokaklar: Gerzomat” ise bu üçlünün 2011’de internette, YouTube üzerinde patlayan son polisiye dizisinin sinema versiyonuna uzanıyor.

Film bütünü için ANS doğru adımlar atmış.

 

Yani ABD’de komedide Saturday Night Live sayesinde veya tiyatro gruplarıyla atılım yapmanın ‘bize uygun’ versiyonu etkisini yavaş yavaş hissettiriyor. Bu sayede stand-up komedyenliğin çok ötesinde bir ‘an-sahne canlandırma’nın karşılığını görebiliyoruz. Bu da sinemamıza olumlu yansıyor elbette. Zira ZAZ ekibinin Mel Brooks kaynağındaki ‘parodi’yi, daha absürt öğelerle, görsel esprilerle ve dördüncü duvarla oynayan bir duruşla sarsıp yeni jenerasyona uygun ve dinamik hale getirme anlayışı burada da var. Onların Kentucky Fried Tiyatrosu adlı grubundan ilk çıkan filmdeki ‘skeç’ kıstası ise internet videolarında canlandırılmış.

 

Nihayetinde karşımızda duran A’dan Z’ye bütün öğeleriyle üzerinde uğraşılmış bir sinema filmi. Abdullah Oğuz’un yapıtlarından ana akım anlatıya hakimiyetini bildiğimiz kurgucu Levent Çelebi ile sektörde HD yetisiyle dikkat çeken Ulaş Zeybek’in görüntülerinin de bir ‘kalite’ getirdiği kesin. Ancak esas amaç bir polisiye ya da dedektiflik hikayesinin üzerine giderken, alaycı, hicve kayan bir yol izlemek, bütün hakim kalıpları bozarak yeniden inşa etmek.

Amerikan ve Türk kültürünün yapma halini taşlamak için zeki hamleleri var Bu sayede ZAZ ekibinin TV’deki ‘Police Squad’ dizisinin sinema uyarlaması olan ‘Çıplak Silah’ (‘Naked Gun’) serisinin bir Türk versiyonu ile yüzleşmemiz zor olmuyor. “Patlak Sokaklar: Gerzomat”ın esas özgünlüğü ise bütün karakterleri ‘yapay Türkçe dublaj’ ile konuşulan Amerikan filmlerinin içine yerleştiren bir ses skalasına sahip olmasında yatıyor. Üstüne üstlük seslendirmek sanatçıları da dönemin o sert ve dolgun tonlu TV dublajı sanatçılarından seçilmiş. Böylece Woody Allen’ın ilk filmi “Ne Haber, Kaptan Lily?”de (“What’s Up, Tiger Lily?”, 1966) gördüğümüz, bilinmeyen bir Japon filminde oyuncuların ağzına yapay İngilizce dublajla ‘uyum sağlama’ mizahının bir benzeri parodi inşaasına dahil edilmiş.

 

Film de zaten bu durumu en az Judd Apatow’u piyasaya sokan “Kaza Kurşunu” (“Knocked Up”, 2006) kadar dinamik ve capcanlı bir komedi evreniyle harmanlıyor. Bizim ‘yapma’ duran tavırlarımızı, sinema dilimizi, bakış açımızı ve daha nicesini taşlamaya çabalıyor. Bu duruma bir süre adapte olamasanız da sözünü ettiğimiz mizah anlayışı etrafınızı sardı mı, perdenin önünde koşuşturan ‘absürt’ karakterlerin ciddiyetsizliğine ve hedefi tam on ikiden vuran esprilere tav oluyorsunuz.

 

Kerim Barutçu’nun yönetmenlik koltuğunda ‘açılış sekansı’ çekememe gibi zaafları bir kenara belli düzeydeki ‘kalite’ katkısının yanında sanat yönetimi, aksesuar ve kostüm kullanımı da; Mike Myers’ın ‘Avanak Ajan’ (‘Austin Powers’) serisinin aykırı devrimciliğini akla getiriyor. Yönetmenlik konusunda ise bir arka plan zekası ve detay kullanımı dikkat çekerken, objektif yerleştirerek espri alma gibi ‘yaratıcı görsel hınzırlıklar’ aktif hale geliyor.

 

Adeta ekip komedisinin tanımını yapıyor

Bu hışımdan geri dönüş alan filmler arasında “Staying Alive” (1983), “Kırmızılı Kadın” (“The Woman in Red”, 1984), “Garip Doktor” (“Dr. Strangelove”, 1964) ve “Cehennem Silahı” (“Lethal Weapon”, 1987) en çok öne çıkanlar. Ama ‘Hot Shots’ ve ‘Çıplak Silah’ serileri gibi ZAZ imzalı ürünlerin Türk versiyonunu üretme düşüncesi de fazlaca göze çarpıyor. Görsel referanslar o eserlerin belli sahnelerini bize uygun atmosferlerde canlandırırken, Leslie Nielsen’in yüz ifadesi ve oyunculuk geleneğinin sanki bütün oyunculara salgıladığı ‘yapay’lık bir vizyon getiriyor.

Westernden aksiyona, iki kafadar filminden politik taşlamaya her şey bir ‘malzeme’ye dönüşüyor. Elbette ‘Kara Şimşek’ gibi diziler ve efsanevi müziklerin sadece giriş ezgisiyle katkı sağladığı alet edevat, apaçiye Türk yorumu, at yarışı gibi beyzbol maçı anlatımı, prezervatif gerzomatlığı gibi ‘ufuk açacak keşifler’ unutulmamalı. “Patlak Sokaklar: Gerzomat”, dinamizmi, ZAZ ekibinin yanına ulaşan mizah anlayışı ve sınır tanımayan uçarılığıyla herkesi ekrana ‘ekip komedisi budur!’ haykırışıyla bağlıyor. ‘Gerzomat’ fikrinin bizi götürdüğü diyarlarda fazla kahkahadan daralıp nefes zorluğu çekebilirsiniz, uyaralım!

 

 

Kaynak: Habertürk